YAŞAM TADINDA HİKAYELER

Sevgi Hikayeleri

Dostluk Hikayeleri

Türkü Hikayeleri

Ders verici Hikayeler

Tarihi Hikayeler

Sizden Gelen Hikayeler

başarı hikayeleri

Ödüllü Hikayeler

AKIL ve ZEKA SORULARI (TIKLATIN LÜTFEN)

Gerçek Yaşam Hikayeler

Aşk Hikayeleri

Dini Hikayeler

İbretlik Hikayeler

Kahramanlık Öyküleri

Duygusal Hikayeler

Atatürk ve Anılar

Çocuklar İçin Sesli Masallar

Büyükler İçin Seslendirilmiş Hikayeler

21 Nisan 2017 Cuma

Garip Dava ( İmam‐i Şafii )

imamı şafi


Muhammed bin İdris henüz dört yaşındadır. Tevafuk buya,

o gün kadı efendinin sokaklarından geçeceği tutar.

Tam o sıra iki öfkeli adam bir garibi sürükler, kadı efendinin önüne yıkarlar. 

Muhammed akranlarıyla birlikte hadise mahalline koşar. 

Davacılardan biri alelacele anlatmaya başlar:

ʺEfendim biz üç arkadaştık. Birlikte bir is yaptık ve iyice bir para kazandık. 

Yalanı yok ya birbirimize itimadımız yoktu.

Paramızı hepimizin güveneceği birine, yani buna emanet ettik

ve altını çize çize ʹüçümüz birlikte gelmedikçe vermeyeceksinʹdiye tembihledik.

Ama o bize hıyanet etti.

Kadı yaka paça sürüklenen adama bakar:

‐ Doğru mu söylüyor bunlar?

‐ Doğru efendim ama eksik.

‐ Nasıl yani?
‐ Evet bunlar dün aksam bana bir kese para bıraktılar ve

ʺBirlikte gelmedikçe hiçbirimize vermeʺ dediler. 

Ancak henüz 50 adim bile gitmeden içlerinden biri geri geldi ve altınları istedi. 

Uzaktan ʺBakin veriyorumʺ diye bağırdım, bu ikisi de kafa sallayıp ʺTamamʺ dediler. 

Söyleyin başka ne yapabilirdim ki? Kadı bu kez diğerlerine döner:

‐ Peki buna ne diyeceksiniz?

‐ Onu da açıklayalım.

Keseyi emanet edip giderken simdi burada olmayan arkadaşımız aniden durdu.





 ʺBütün paramızı emanetçiye bıraktık ama bu aksam ne yiyeceğiz?ʺ dedi.

 Biz de ʺharcanacak kadar bir şeyler almasınaʺ izin verdik.

 Hepsini alıp kaybolacağını nereden bilebilirdik?

‐Hımmm simdi iş vuzuha erdi. Arkadaşınız paraları alıp kaçtı desenize.

‐ Evet ama biz emanet verdiğimiz adamı tanırız.

Ona üstüne basa basa ʺüçümüz birlikte gelmedikçe vermeʺ dedik mi,dedik.

O da bunu kabul etti mi, etti. Gözünü açsaydı, aldanmasaydı. 

Madem bir saflık yaptı, ceremesini çeksin, bedeli kesesinden ödesin. 

Ödesin demek kolaydır ama delikanlı söz konusu parayı verecek güçte de ğildir. 

Zaten üzgün ve bitkindir.
Ağlamamak için dudaklarını ısırır ve büyük bir teslimiyetle boynunu büker. 

Zor duyulan titrek bir sesle ʺHatalıyım efendimʺ der, ʺcezama razıyımʺ. 

Hava bir anda emanetçinin aleyhine döner. 

Merhametli kadı gözlerini kısar, sakalını sıvazlar. 

Bir çıkış yolu arar... Arar ama nereye kadar? İste tam o sıra

küçük dinleyici bedbin gencin elinden tutar. ʺ

Ağlama be amcaʺ der, ʺkendini niye üzüyorsun ki?

‐ Nasıl üzülmem be gülüm, başıma gelenleri duydun işte.

‐ Sen gel beni dinle ve de ki: ʺKese bendeʺ.

‐ Haydi istediğin gibi olsun . Diyelim ki kese bende.

‐ Emaneti almaları için bunların üç kişi olmaları gerekmiyor mu?

‐ Gerekiyor.

‐ Öyleyse söyle onlara ʺgetirsinler arkadaşlarını, alsınlar paralarını!ʺ

Ne berrak bir muhakeme ve ne müthiş zekâ değil mi?

Yıllar sonra İmam‐i Şafii diye anılacak bir çocuk başka nasıl olabilir ki?...





Yaşam Tadında Hikayeler

Severek Beğenerek Okuduğunuz hikayelere Android uygulamımızı indirerek cep teleofnlarınızdan ve Tabletleriniz ile de Rahatlıkla Ulaşa Bileceksiniz,Yorum ve beğenilerinizi bekliyoruz...

Marangoz

hikaye oku


Yaşlı bir marangozun emeklilik çağı gelmişti.

İşveren müteahhidine, çalıştığı konut yapım işinden ayrılmak ve eşi ve

büyüyen ailesi ile birlikte daha özgür bir yaşam sürmek planından söz etti.

Çekle aldığı ücretini elbette özleyecekti. 

Emekli olmak ihtiyacındaydı, ne var ki.

Müteahhit iyi işçisinin ayrılmasına üzüldü. 

Ve ondan, kendine bir iyilik olarak, son bir ev daha yapmasını rica etti.

Marangoz kabul etti ve işe girişti,ne var ki gönlünün yaptığı işte olmadığını görmek pek kolaydı. 

Baştan savma bir işçilik yaptı ve kalitesiz malzeme kullandı.

Kendini adamış olduğu mesleğine böyle son vermek ne talihsizlikti!..

İşini bitirdiğinde, işveren, evi gözden geçirmek için geldi.

Dış kapının anahtarını marangoza uzatırken şöyle demişti:

“Bu ev senin, sana benden hediyeʺ.

Marangoz şoka girdi. Ne kadar utanmıştı!...

Keşke yaptığı evin kendi evi olduğunu bilseydi!

O zaman onu böyle yapar mıydı?...

Bizim için de bu böyledir. Gün be gün kendi hayatımızı kurarız. 
Çoğu zamanda, yaptığımız işe elimizden gelenden daha azını koyarız. 
Sonra da, şoka girerek, kendi kurduğumuz evde yaşayacağımızı anlarız. 
Eğer tekrar yapabilsek, çok daha farklı yaparız. 
Ne var ki, geriye dönemeyiz. Marangoz biziz. 
Her gün bir çivi çakar,bir tahta koyar ya da bir duvar dikeriz.
ʺHayat, bir kendin yap tasarımıdırʺ demiştir biri.
Bugün yaptığımız davranış ve seçimler, yarın yaşayacağımız evi kurar.
Öyle ise onu akıllıca kurmalıyız.





Yaşam Tadında Hikayeler

Severek Beğenerek Okuduğunuz hikayelere Android uygulamımızı indirerek cep teleofnlarınızdan ve Tabletleriniz ile de Rahatlıkla Ulaşa Bileceksiniz,Yorum ve beğenilerinizi bekliyoruz...

Kişilik



Sınıf, öğrencilerin gürültü patırtısıyla sallanırken sert görünümlü hoca kapıda beliriyor.

Sınıfa bir bakış atıp kürsüye geçiyor.

Tebeşirle tahtaya kocaman bir (1) rakamı çiziyor.

ʺBakınʺ diyor.

ʺBu, kişiliktir. Hayatta sahip olabileceğiniz en değerli şey...ʺ

Sonra (1)ʹin yanına bir (0) koyuyor:

ʺBu, başarıdır. Başarılı bir kişilik (1)ʹi (10) yaparʺ.

Bir (0) daha...

ʺBu, tecrübedir. (10) iken (100) olursunuzʺ.

Sıfırlar böyle uzayıp gidiyor:

Yetenek... disiplin... sevgi...

Eklenen her yeni (0)ʹ ın kişiliği 10 kat zenginleştirdiğini

anlatıyor hoca... Sonra eline silgiyi alıp en baştaki (1)ʹi siliyor.

Geriye bir sürü sıfır kalıyor. Ve Hoca yorumu patlatıyor:

ʺKişiliğiniz yoksa, öbürleri hiçtirʺ.

Sınıf, mesajı alıp sessizliğe gömülür...





Yaşam Tadında Hikayeler

Severek Beğenerek Okuduğunuz hikayelere Android uygulamımızı indirerek cep teleofnlarınızdan ve Tabletleriniz ile de Rahatlıkla Ulaşa Bileceksiniz,Yorum ve beğenilerinizi bekliyoruz...

11 Nisan 2017 Salı

Sen Ölürsen Bende Ölürüm (Atatürk ve Anıları)


SAMSUN,UM..!! 1919 YILI SAMSUN TELGRAFHANESİ.(Pazar Mah, Telgrafhane sok.)

Mustafa Kemal Paşa tek odadan ibaret telgrafhaneye girdi
Hava yağmurlu ve elektrikli idi. O zamanlar paratoner sistemi olmadığı için telleri toprağa vermiştim. Saat gece yarısına yaklaştığı bir anda kapıdaki nöbetçi koşa koşa geldi, bir haber verdi.



Mustafa Kemal Paşa geliyor. O sırada, Mustafa Kemal Paşa tek odadan ibaret telgrafhaneye girdi. Ayağa kalktım.
— Buyurun Paşam.
— Derhal Havza ve Amasya ile görüşmem gerekiyor dedi.
— Hava elektrikli, telleri toprağa verdik, sizi görüştüremem!
— Bu, vatanın kurtuluşu ile ilgilidir. Muhakkak görüşeceğim, ya ölürüz, ya vatan kurtulur, dedi.
Ceketin cebinden ipek mendilini çıkarıp maniplenin üzerine koydu.
Benim için telleri devreye sokmaktan başka yapacak bir şey kalmamıştı.
— “Sen ölürsen ben de ölürüm” dedi.
Elimi bırakması için söylediğim ısrarlı sözlere aldırmadı, elimi uzun süre bırakmadı.

Önce Havza’yı aradım. Derhal cevap geldi. Nöbetçi memur, Kemal Paşa’nın adamlarının emir beklediklerini söyledi. Paşa şifreli bir not verdi, yazdım.
Gelen şifreli cevaba elimi bırakmadan baktı.
Bir kağıda çabucak şifreli bir şeyler yazdı.
Havza’ya iletmemi söyledi. Amasya ile de istediği konuşmayı yaptı, sonra;
—Oh çok şükür, şimdi vatan kurtuldu.” dedi ve maiyetiyle gitti.
Birden aptallaşmıştım. Oturduğum yerden kalkamadım. 
Mustafa Kemal Paşa hayatını ortaya koyan bir kişiydi. 
Fes kapmaya, mevki elde etmeye gelmiş biri olamazdı. O bir gerçek vatanseverdi, 
Atatürk’e hayranlığım yağmurlu bir gecede böyle başladı işte…”

Bu yazı 19 Mayıs 1919’da Samsun’da yaşanan bu olayı, bu olaya şahitlik etmiş Samsun’da görevli Telgraf Memuru rahmetli "Ali Remzi COŞKUNER" aktarımıdır.

Kaynak: telekomculardernegi..






Yaşam Tadında Hikayeler

Severek Beğenerek Okuduğunuz hikayelere Android uygulamımızı indirerek cep teleofnlarınızdan ve Tabletleriniz ile de Rahatlıkla Ulaşa Bileceksiniz,Yorum ve beğenilerinizi bekliyoruz...

4 Mart 2017 Cumartesi

BİR GÜL MASALI

ibretlik hikaye

Doğru zamanda ve doğru seçim yapmak

Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde bir kasabada yaşayan dünyalar güzeli bir kız varmış.
Bu kız öyle güzelmiş ki çok uzak şehirlerden ve ülkelerden çok zengin, çok yakışıklı,
asil pek çok delikanlı onu görmeye gelirmiş. Kendisiyle evlenmek isteyen nice prensi, 
nice şövalyeyi reddeden güzel kız kimseleri beğenmezmiş.
Bu arada aynı kasabada yaşayan ve bu kıza aşık olan bir delikanlı da bu kızı istemiş. Ama kız onu da reddetmiş.
Aradan uzun yıllar geçmiş. Bizim delikanlı kasabadan ayrılmış. Kendine başka bir hayat kurmuş ve evlenmiş, çoluk çocuğa karışmış.

Bir gün yolu bir zamanlar yaşadığı güzel, küçük kasabaya düşmüş. 
Orada tanıdık birine rastladığında aklına bir zamanlar orada yaşayan dünyalar güzeli kız gelmiş ve ona ne olduğunu sormuş. 




Yaşlı adam önünde gül bahçesi olan bir evi göstererek kızın evlendiğini söylemiş.
Delikanlı bir zamanlar herkesi reddetmiş olan kızın kocasını çok merak etmiş. 
Bir gün gizlenip kocasını evden çıkarken görmüş. 
Kızın kocası şişman, kel ve çirkin mi çirkin bir adammış. Üstelik zengin bile değilmiş.
Çok merak eden adam kocası gittikten sonra evin kapısını çalmış. Kadın kapıyı açınca kendini tanıtmış ve neden böyle bir adamla evlenmiş olduğunu sormuş. 
Kadın da ona,arkasındaki gül bahçesinden en güzel gülü koparıp getirirse,
cevabı vereceğini, bu arada tek şartının bahçede ilerlerken,geriye dönmemesi olduğunu söylemiş.
Adam da bunun üzerine yüzlerce gülün olduğu bahçede ilerlemeye başlamış. 
Birden çok güzel sarı bir gül görmüş. Tam ona doğru eğilirken biraz ilerde kocaman pembe bir gül




gözüne çarpmış. Tam ona uzanırken daha ilerde muhteşem güzellikte kırmızı bir gül goncası görmüş. Tam onu koparırken ilerde... 
Derken bir de bakmış ki bahçenin sonuna gelmiş ve mecburen oradaki sonuncu gülü koparıp kıza götürmüş.Bahçenin en güzel gülünü beklerken kız bir de ne görsün yaprakları solmuş cılız bir gül.

Gülmüş adama..
ʺBak gördün müʺ demiş, ʺHer zaman daha iyisini bulmak isterken ömür geçer ve sen sonunda en kötüsüne bile razı olmak zorunda kalırsın.
Bu yüzden gençlik gitmeden doğru seçimler yapmayı öğrenmek gerekir.ʺ





Yaşam Tadında Hikayeler

Severek Beğenerek Okuduğunuz hikayelere Android uygulamımızı indirerek cep teleofnlarınızdan ve Tabletleriniz ile de Rahatlıkla Ulaşa Bileceksiniz,Yorum ve beğenilerinizi bekliyoruz...

1 Mart 2017 Çarşamba

Zor Bir Matematik Sorusu


Altta bulunan sorumuzun Cevabın bizlere yorum atarak verebilirsiniz .Daha fazla sorulariçin Facebook Zeka oyunları / @Zeka sporu sayfamızı beğene bilirsiniz

2 + 3 = 8

3 + 7 = 27

4 + 5 = 32

5 + 8 = 60

6 + 7 = 72





Yaşam Tadında Hikayeler

Severek Beğenerek Okuduğunuz hikayelere Android uygulamımızı indirerek cep teleofnlarınızdan ve Tabletleriniz ile de Rahatlıkla Ulaşa Bileceksiniz,Yorum ve beğenilerinizi bekliyoruz...

Copyright © 2013 YAŞAM TADINDA HİKAYELER
GİZLİLİK BİLDİRİMİ
iLETİŞİM
Shared by Dost Mutfak Yemek Tarifleri Ortak KuruluşlarıdırPowered byBlogger