Hikayeleri Önce sen Oku

Kazağım Tellere Takıldı


**Sizin İçinizden Gelen Yüreğinizden Dökülen Hikayeleri Paylaşmak Bizim İçin Büyük bir Zevk Olacaktır.'' Kazağım Tellere Takıldı '' Hikayesini sn. Murat Başaran Göndermiştir.**

Sarı boyalı bir tabela vardır bizim yayla köyünün girişinde.Üstünde delikler vardır.Milli bir maç veya düğün konvoyunun arkasında kalmıs 3 -5 genç silahla atış yaparak hedef tahtası olarak kullanmış,
Hedefi 12 den vuramadığını sanarak kalbura çevirmişler.

Bir zamanlar bir traktör kaza yapmıştı ve o tabelanın yönünü sabitlemişti.Tabela direk bizim tepedeki evi gösterir oldu.Bakılması gereken bir ev der gibi.Tıpkı her şehrin yükseklerinde bir tepe üzerinde olan yıllarca kalacağını düşündüğümüz o yer tarifi için kullandığımız evler gibi.

Anlata anlata bitiremem ben sevdiğim evimizi.Değişim zamanı gelen süt dişimi çekip geri bulmak üzere kiremitlerinin üzerine atardım.Ama birkaç gün sonra arasam da bulamazdım. Gedik dişlerimle gülüşümü saklayarak okulun yolunu tutardım.Okulumuz uzaktı.Çocuklar yalnız giderdi okula.Her birimiz otobüs durağında bekler gibi bir noktadan devam ederdik. Okuldan dönüs yolu da
aynıydı.Sulak tarladan geçenler gibi. Dönüşüm hep yavaş olurdu.Köyümde ilgi duyduğum, saçları uzun mu uzun bir kız vardı.Onunla eve dönüş yolu hiç bitmesin isterdim.Çok sefer karanlığa bile kaldığımız olmuştu.

Yine o karanlığa kaldığımız bir akşamın öncesin de okuldan geliyorduk.Tek bir köy bakkalı vardı.Köyün girişindeydi.Okul dönüşü reklam yapar gibi düdük çalardı bize.Reklamın köylü versiyonu gibiydi sanki. Oraya uğrar süpermarketimiz den şeker,balon ,çiklet vs. şeyler alırdık.



O gün Tipi Tip sakızlarından almıştık.Kabını açarken bile heyecanlanırdım.Birde heyecanım yanımda yürüyen uzun saçlı çocukluk ilgi odağımdan dolayı idi.Beraber yürüyor sakızı azar azar ısırıyorduk.Hepsini ısırsak heves çabuk geçer diye düşünüyorduk.Çoook uzun saçları vardı onun.Erkek çocuğu fırıldak işte nerden aklıma geldiyse sakızı uzun saçının ucuna yapıştırdım.
Bilemedim.sonradan pişman oldum.

Eskilerin sakızı kuvvetliydi ve saçına yapıştıkça yapıştı.Çıkaramadık. Patika bir yolun kenarında dizlerimizin üzerine çökerek üzgün ve suçlu bir şekilde sakızı çıkarmaya başladım.Sakızı çektikçe saçı çekiliyor ve sanırım canı yanıyordu. İçim ezildi.İstemediğim başıma gelmişti.Onun canının acımasını hiç istememiştim. O kızmadı bana yinede. Sadece sakızdan kurtulmak istiyordu. Benim çocukluğumdan çıktığım an, o an olmuştur.Sakız olan yerleri kesmek gerektiğini söledim Kabul etti. Tebessümü bile evet der gibiydi.Ama ne ile kesicez makas yok ki.Köy de yaşamanın en güzel tarafı bu işte.Çözüm her zaman kendi tecrübelerimizde saklıdır.

Yaz mevsiminde Hasan Amca’nın yemiş bahçesine dalardık bazen.Çok sefer bizi taşla kovalamıştır. Bahçeye giren 10 çocuktan sekizinin kafasında taşla oluşmuş yara izi vardır.O sekizin içinde bende yer alırım. Bahçesinin kenari tel örgü ile çevriliydi.Aralarından sürüne sürene, kazağımızı takarak geçerdik.O takılan kazakları orda bulduğumuz cam parçaları ile keser kendimizi tellerden kurtarırdık.işte o yöntemi kullanarak saçını kesmek için bir cam parçası buldum.Ve başladım saçının sakız olan tutamlarını kesmeye.

Her kestiğim tutam da gözümün içine bakıyordu.Yüzünde saçıma mı yanim yoksa kurtulduğuma mı sevinim diye bir ifade vardı.Hemen hemen bitmişti. Camın bir parçası elimi kesti.Canım yanmıştı.O irkildi ve kesik olan yeri eliyle bastırmaya çalıştı.Çok hoştu.Acım durdu sanki.O anı hiçbir zaman unutmayacağım diye bir his geçti içimden.İlk duyduğum gerçek his o an olmuştu.Artık o hisse ne derseniz deyin.Siz bilirsın.

Murat Başaran 



Yaşam Tadında Hikayeler

Severek Beğenerek Okuduğunuz hikayelere Android uygulamımızı indirerek cep teleofnlarınızdan ve Tabletleriniz ile de Rahatlıkla Ulaşa Bileceksiniz,Yorum ve beğenilerinizi bekliyoruz...

0 yorum:

Yorum Gönder

YASAL UYARI: Sitemiz de yer alan materyalleri izinsiz kopyalamak ve kullanmak 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. '