Hikayeleri Önce sen Oku

CORT BABA HAZRETLERİ


Bu hikayemiz İbret Olsun diye Anlatılmıştır Ön Yargılı Davranmayıp Sonuna Kadar Okumanızı Temenni Ediyoruz.


'Allah’ı bırakıp da kıyamet gününe kadar cevap veremeyecek şeylere dua edenden daha sapık olan kimdir? Üstelik o dua ettikleri, onların dualarından da habersizdir.’ Ahkâf 5 

- Sen Cort Baba Hazretlerinin meşhur hikâyesini biliyor musun evlat? dedi gülen Yüzüyle ak saçlı ihtiyar.

Genç adam:

- Hayır, bilmiyorum, o kim ya? Nasıl isim öyle, Cort Baba?!

Genç girişimci ‘Agugugu’ adıyla geçen yıl açtığı kreşin yanı başında bulunan, etrafı mermerle çevrili, otlarla kaplı o küçük bahçeye bakarak iyi gitmeyen işleri için yeni bir reklam stratejisi geliştirmek üzere düşünmeye başladı.

- Bahçeye iki masa atsam millet burada soluklanırken bizi fark etse acaba fazladan kayıt alabilir miyim?

diye geçirdi aklından. Yanında iki bisküvi olan bedava bir bardak sıcak çaya kimse ‘hayır’ diyemezdi. Zar zor üç masa sığdırdı bahçeye ve çayı dağıtmaya başladı. Ara sıra bedavacılara yaklaşıp dikkatlerini çekmek için,





- Afiyet olsun!

diyordu. Onlarsa alelacele bardaktaki son yudum çayı içip tabaktaki son bisküviyi aldıktan sonra,

- Şerefsiz aklı sıra bizi kandıracak. Reklam bunlar, reklam...

diye söylenerek uzaklaşıyorlardı. Çayı içmeyen kalmadı; ama kayıt için gelen giden de neredeyse hiç olmadı. ‘Üzümünü ye bağını sorma!’ felsefesiyle yaşadıkları için insanlar asla bedavanın kaynağını sormuyorlardı. Hatta kaynağı görünce kim bilir ne menfaati vardır diye düşünerek bir de gizli gizli küfrediyorlardı.

Oysa genç girişimcinin kayıt ücretleri diğerlerinden hem daha uygundu hem de eğitim kalitesi 
hepsininkinden daha yüksekti. Suçunun fazladan çay dağıtmak olduğunu anlayınca kesti çayı mayı ve o sinirle yerinden kalkıp iki sokak ötedeki mermerciye gitti. Bir tane küçük mermere Cort Baba Kreşi yazdırdı. Ayrıca bir de büyük mezar taşı yaptırdı. Üzerine kocaman harflerle ‘Cort Baba Hazretleri’ başlığını attırıp altına da hikâyesini kazdırdı:

777 yılında yaşamış olan mübarek Cort Baba, Corti tarikatının kurucusudur... Cömertliğiyle ün salmış mert bir insandı. 7 metreden uzun olduğu bilinen zatı şeriflerinin sofrasında misafiri hiç eksik olmazdı. Millet yesin diye kimi zaman kendisinin aç kalıp 7 hafta boyunca hiç yemek yemediği bilinir. Ondan el alanlar kabir azabı çekmezler, feyiz alanlar dara düşmezler. Cort Efendi Hazretleri bir sohbetlerinde,





- Her kim ki mezarımın başına gelir de bana dua ederse Allah-u âlem ruhum onu ve sevdiklerini iki cihanda aziz eder. Her kim de bana saygıda kusur ederse mezarında rahat uyuyamaz. 77 çeşit zehri olan, her biri 7 başlı 7 yılan onu kıyamete kadar, 7’şer gün arayla ve de sırayla 77 yerinden yalar. Buna inanmayan da 777.777 yıl cehennemde yanar buyurmuşlardır. Ruhun şad olsun Cort Baba. Dilekleriniz kabul, duanız makbul olsun. Amin.

Masaları kaldırdığı bahçeye gece yarısı gelip mermer taşı ‘sözde türbe’nin baş kısmına dikti. Bahçenin boyu 6 metreydi. Ortadaki ağacın üstüne çıkıp birkaç tane mendil, çaput maput bağladı... 

Üzerinde ‘Agugugu Kreşi’ yazan eski tabelayı indirip yerine ‘Cort Baba Kreşi’ yazan mermeri çaktı. 

Ertesi gün oradan geçerken taştaki yazıyı okuyanlar, dünkü sıradan bahçenin bugün türbeye dönüşmesini hiç yargılamadan ve yadırgamadan sanki burası yıllardır bilinen bir yenmiş gibi hürmetle kabullenmişti. Önceleri gelen giden azdı; fakat gece yarısı ağaca gizlice bağlanan çaputların her geçen gün biraz daha artması, duaları kabul olanların gün yüzüne çıkması Cort Baba’nın tirajını, genç girişimcinin beklediğinden daha hızlı artırmıştı. 

Gel zaman git zaman bu iş o kadar büyüdü ki artık bahçeye sığmaz oldular. İşi cortlayan, soluğu Cort Baba Türbesi’nde alıyordu ve ertesi gün daha iyi çalışmaya başlıyordu. Çocukla-nnı beklerken feyz almak isteyen anneler, onları Cort Baba’nın yanındaki okula vermek için sıraya girdiler... Velhasıl çocuğu olmayanların çocuğu oldu, işi iyi gitmeyenlerin işi düzeldi, evlenemeyenler evlendi, hastalar iyileşti, evliliği kötü gidenler düzeldi... Kısacası Cort Efendi herkese deva oldu. Onun manevi zat-ı şerifleriyle müşerref olan şahıslar çığ gibi büyümüştü. 

Çok değil, aradan birkaç yıl geçti... Şeker dağıtanlar, iokma dökenler, helva kavuranlar, gülsuyu ikram edenler ve de daha neler neler... Artık dayanılacak gibi değildi, günün her saati ana baba gününe dönen kreşin bir zamanlar otlarla kaplı o tenha bahçesi.

 Genç dâhi, yaptığından pişman oldu ve gidip belediyeye her şeyi bir bir anlattı. Buranın yıkılması için yetkililerle konuştu. ‘Sus çarpılırsın!’ diyerek onu kovdular; çünkü belediye başkanı da her pazartesi makamına gitmeden önce Cort Baba’ya uğrayıp cortlanıyordu. İş başa düşmüştü. Türbeyi yıkmaya karar verdi genç adam. Zaman kolladı; ama hiç boş bir an bulamadı. Güneş doğarken pek kalabalık olmuyordu; en fazla 50-60 kişi... Mezar taşının başına geçti ve konuşmaya başladı:

- Arkadaşlar, burada türbe var; lâkin Cort Baba diye biri yok! Bunları ben uydurdum; yani hepsi yalan... Lütfen dağılın artık!..





Hiç kimse inanmadı genç adama ‘zındık’ diye bir de dövmeye kalktılar. O da okula girip büyükçe bir çekiç aldı ve mezar taşının yanına geldi. Olanca gücüyle çekici taşa vurdu; ama kıramadı sadece çatlattı. İkinci sefer çekici kaldırınca corterenler adama saldırıp dövmeye başladılar. Bu arbede sırasında çekiç yanlışlıkla kafasına düşünce olduğu yere yığılıp öldü genç girişimci. Polisler olay yerine gelip incelediler. Görgü tanıkları yaşananları şöyle anlattı:

- Bu zındık, Cort Baba Efendi’nin kabri şeriflerinin taşına vurunca mübarek zatın ruh-u şahaneleri
mezarından çıkıp çekici onun kafasına kafasına vurdular. İnanmayan kâfirdir...

Aksi ispatlanamayınca sözde çarpılan genç girişimciyi sessizce defnettiler. Bu vaka dilden dile yayıldı. Mezar taşındaki çatlağı da millete İbret olsun diye onarmadılar bile. Kısa bir zaman sonra yandaki kreşi de yıkıp türbeye kattılar. ‘Cort Baba Sofrası’ diye siniler kurup musibetleri yok etmesi için bedava yemek dağıtmaya başladılar. Bugün bile memleketin dört bir yanından akın akın onu ziyarete gelen insanlardan sadece şansı yaver gidenler dokunabiliyorlar o çatlağa...

Genç dinledikten sonra :

- Peki Masum halkın ne suçu var onlar bilmeden geliyorlar.

Ak saçlı İhtiyarlı ihtiyar :

- Kuran ile iman etmeyenin sonu hüsran ile biter, Masumluk bir bahane kalır sana ayeti tekrar hatırlatmak isterim

'Allah’ı bırakıp da kıyamet gününe kadar cevap veremeyecek şeylere dua edenden daha sapık olan kimdir? Üstelik o dua ettikleri, onların dualarından da habersizdir.’  Ahkâf 5.






Yaşam Tadında Hikayeler

Severek Beğenerek Okuduğunuz hikayelere Android uygulamımızı indirerek cep teleofnlarınızdan ve Tabletleriniz ile de Rahatlıkla Ulaşa Bileceksiniz,Yorum ve beğenilerinizi bekliyoruz...

0 yorum:

Yorum Gönder

YASAL UYARI: Sitemiz de yer alan materyalleri izinsiz kopyalamak ve kullanmak 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. '