Hikayeleri Önce sen Oku

Sabır ve Dua

 

Sude beş yaşında Fransa’ya göç etmiş, alanında çok başarılı bir avukattı. Karizması, yeteneği ve eğitimi ile göz kamaştırıyordu. Tek bir sorunu vardı ve ona yetiyordu. Belirli periyotlarla başı çok şiddetli ağrımaktaydı. Doktorlar, tüm uğraşılarına rağmen çözüm bulmak bir yana hastalığını bile doğru düzgün teşhis edememişlerdi.

Sude beş yaşında memleketinden ayrılırken ninesinin kulağına fısıldadığı (sabırlı olan kazanır) nasihatine elinden geldiğince uymaya çalışıyordu. Zaten Sude bugün aranılan bir avukat olmasını sabırlı olmasına bağlamaktaydı. Yedi yıldır bu hastalığına bir çözüm bulamıyor ama sabrını ve ümidini de hiç yitirmiyordu. Doktorunun bir psikologa gitme tavsiyesini dikkate alarak Paris’in en ünlü psikologuna gitmeye karar verdi.





Tarık iyi bir eğitim almak için Avrupa’ya açılan Türklerdendi. Eğitimi tamamlamış ve Paris’in en ünlü psikologlarından biri olmuştu. Yaptığı sıra dışı teknik ve tedavilerle (su sesinden ve musikiden yararlanma vb.) haklı bir üne kavuşmuştu. Sude ile ortak bir noktaları daha vardı. Her ikisi de değerlerini memleketlerinde bırakmış, isimleri dışında artık birer Avrupalı olmuş yani Fransızlaşmışlardı.

Tanıştılar. Sude için ayrı bir sabır sınavı açılmıştı. Uzayıp giden seanslar, sıkıcı terapiler vs. 6 ay devam eden bir tedavi süreci… Sonuç : değişen bir şey yok. Ama Sude yine sabırlı ve ümitli, çözüm bulacağına emin, Tarık ile tanışmaktan hayli memnundu. Artık Tarık ve Sude seanslar dışında da vakit geçirmeye başlamışlardı.

6 ayın sonunda Tarık hipnoz tedavisine başladı. Uzun seanslar sonunda Tarık’ın dikkatini çeken bir gelişme oldu. Hipnozla Sude’nin küçüklüğüne inen Tarık, 5. yaşını sorgularken Sude’nin aniden gerildiğini fark etti. Sude önce strese giriyor, bir şeyler mırıldanınca rahatlıyordu. Tarık için umut gözükmüştü. 2 haftalık uzun çabalar sonucu Sude’yi konuşturmayı ve olayı çözmeyi başardı. Sude 5 yaşında iken ailesiyle birlikte trafik kazası geçirmiş ve kaza sonunda şoka girmişti. Hastanede yatarken ninesi ona bir dua öğretmiş ve bu dua Sude’nin bilinçaltına yerleşmişti. Ancak Sude’nin sayıklarken mırıldandığı ve rahatladığı bu dua acaba neydi ?





Tarık zor bela kağıda aldığı bu duayı Cezayir asıllı bir arkadaşına götürerek çözümünü istedi. Arkadaşı “ Ben bunu anneanneme bir göstereyim, o bilir.‘ diyerek kağıdı alıp gitti.
İki gün Tarık ve Sude’ye iki ay gibi gelmişti. Sonunda Cezayir asıllı arkadaş çıkageldiğinde yüzünde mahcup bir tebessüm vardı. Duanın sırrı çözülmüştü. Üçünün de Müslüman olmalarına rağmen bilemedikleri bu dua bizim her gün 40 kez tekrarladığımız ‘Fatiha’ suresiydi. Tarık son kararını Sude’ye açıkladı. Her gün okuyabildiği kadar bu duayı Sude okuyacak ve okudukça rahatlayıp iflah olmaz baş ağrılarından kurtulacaktı.

Aradan geçen 6 ayın sonunda beklenen gelişme oldu. Sude her geçen gün daha iyiye gitmeye başladı. Uzun geceler sonu düşüncelere dalan Sude nur yüzlü ninesini düşlerinde misafir ediyor, onun öğrettiği Fatihayı büyük bir zevkle okuyordu. Ve bir gün Sude kararını Tarık’a açıkladı.
Artık o özüne dönmeyi ve ninesi gibi yaşamayı düşünüyordu. Sude’den ve tüm bu yaşananlardan etkilenen Tarık da yavaş yavaş özüne döndü.

 Tanıştıktan bir yıl sonra Sude ile Tarık evlendiler. Sabrın meyvesi, duanın gücü ve her şeyden önemlisi muktesebatın ne derece önemli olduğunu bir kez daha anlamışlardı.





Yaşam Tadında Hikayeler

Severek Beğenerek Okuduğunuz hikayelere Android uygulamımızı indirerek cep teleofnlarınızdan ve Tabletleriniz ile de Rahatlıkla Ulaşa Bileceksiniz,Yorum ve beğenilerinizi bekliyoruz...

0 yorum:

Yorum Gönder

YASAL UYARI: Sitemiz de yer alan materyalleri izinsiz kopyalamak ve kullanmak 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. '